Sultanahmet’te Gezilecek Yerler – Gezilecek Yerler

Sultanahmet’te Gezilecek Yerler

13.03.2024 13:30:00

Sultanahmet, İstanbul’un tarihi yarımadasında bulunan ve dünyanın dört bir yanından ziyaretçi çeken eşsiz güzellikteki bir semttir. Bu bölge, Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetim ve yaşam merkezi olmuş ve günümüzde de İstanbul’un en önemli turistik merkezlerinden biridir. Sultanahmet’te gezilecek yerler arasında Topkapı Sarayı, Ayasofya Camii, Sultanahmet Camii, Aya İrini Kilisesi ve Kapalıçarşı gibi dünya çapında üne sahip tarihi mekanlar bulunmaktadır​​​

 

Sultanahmet’te Kesinlikle Görmeniz Gereken 20 Yer

1. Sultanahmet Meydanı

İstanbul’un tarihî yarımadasında, Bizans ve Osmanlı dönemlerinden kalan önemli yapıları bir araya getiren büyüleyici bir mekandır. Bu meydan, Roma İmparatorluğu döneminde önemli bir toplantı, eğlence ve spor merkezi olarak kullanılmış, zamanla Bizans ve Türk devirlerinde de merkezî önemini korumuştur​​. Hipodrom olarak da bilinen bu alan, antik dönemlerde at yarışlarına ve çeşitli gösterilere ev sahipliği yapmıştır. Osmanlı döneminde ise çeşitli festival ve gösterilerin yanı sıra, şehzade sünnet düğünleri ve şenlikler burada gerçekleştirilmiştir​​.

Meydan, günümüzde de İstanbul’un en önemli turistik merkezlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Sultanahmet Meydanı’nın yanında Yerebatan Sarnıcı ve Binbirdirek Sarnıcı gibi tarihî yapılar bulunur. Bunlar, kültürel faaliyetler için halkın kullanımına açılmıştır​

2. Sultanahmet Camii

Sultanahmet Camii, 1609-1617 yılları arasında Osmanlı Padişahı I. Ahmed tarafından İstanbul’daki tarihî yarımadada, Mimar Sedefkâr Mehmed Ağa’ya yaptırılmıştır. Mavi, yeşil ve beyaz renkli İznik çinileriyle bezendiği ve yarım kubbeleri ile büyük kubbesinin içi mavi ağırlıklı kalem işleriyle süslendiği için Avrupalılar tarafından “Mavi Camii” olarak adlandırılır​​.

Caminin iç yapısı büyük bir titizlikle tasarlanmış ve süslenmiştir. Ana ibadet alanı geniş ve yüksek bir kubbeyle örtülüdür. Kubbe, üzerindeki mavi çinilerle süslenmiştir, bu da camiye huzur veren bir atmosfer katmaktadır. İç mekanda bulunan büyük pencereler doğal ışığı içeriye yansıtarak, caminin içini aydınlatır ve muhteşem bir görsel etki yaratır​​.

Sultanahmet Camii’nin tasarımı, Osmanlı cami mimarisi ile Bizans kilise mimarisinin bir sentezini oluşturur. Caminin tasarımında “boyutta büyüklük, heybet ve ihtişam” fikirleri ön plana çıkarılmıştır​​. Cami, Osmanlı topraklarında yer alan 6 minareli tek camidir ve bu özelliği, başlarda eleştirilere neden olmuştur. Ancak Sultan I. Ahmet, bu durumu çözmek için Kabe’ye yedinci minareyi eklemiştir​​.

Caminin iç süslemelerinde, İznik’te üretilmiş 20 bini aşkın çini kullanılmıştır. Bu çiniler, çeşitli bitki motifleriyle süslenmiş ve yapıya sadece bir ibadethane olmaktan öteye taşımıştır. Caminin ibadethane bölümü 64 x 72 metre boyutlarındadır ve 43 metre yüksekliğindeki merkezi kubbesinin çapı 23,5 metredir​

3. Ayasofya Camii

Ayasofya, “Kutsal Bilgelik” anlamına gelen, İstanbul’un tarihî yarımadasında yer alan ve Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından 532-537 yılları arasında inşa ettirilen muazzam bir yapıdır. Başlangıçta bir patrik katedrali olarak hizmet veren bu yapı, 1453 yılında İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethedilmesinin ardından camiye dönüştürülmüş, 1934 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün kararıyla müze olarak kullanılmaya başlanmış ve 2020 yılında tekrar cami statüsüne dönüştürülmüştür​

Mimarisi açısından, Ayasofya, Bizans mimarisinin en önemli örneklerinden biri olarak kabul edilir. 55 metre yüksekliği ve 32 metre çapıyla o dönemde yapılan en büyük kubbelerden birine sahiptir. Kubbenin altındaki apsis, mozaikleriyle ünlüdür ve içindeki sütunlar, çeşitli renklerde granit ve mermerden yapılmıştır​

4. Topkapı Sarayı Müzesi

Topkapı Sarayı, İstanbul’un tarihî Sarayburnu’nda bulunan ve Osmanlı İmparatorluğu’nun 600 yıllık tarihinde yaklaşık 400 yıl boyunca idare merkezi olarak kullanılan, aynı zamanda Osmanlı padişahlarının yaşadığı saraydır. Saray, Fatih Sultan Mehmed tarafından 1478’de yaptırılmış ve Dolmabahçe Sarayı’nın yaptırılmasına kadar Osmanlı padişahlarının resmi ikâmetgâhı olmuştur​​.

Saray, genel olarak bahçeler, hasbahçe, harem, dört avlu ve üç ana kapıdan oluşmaktadır. Bu yapısıyla Osmanlı İmparatorluğu’nun bünyesinde bütün kültürleri kapsayan büyük bir dünya devleti olduğunu simgelemektedir​​. Sarayın bölümleri arasında, dış işlevlerin karşılandığı binalar ve saray hizmetkarlarının koğuşları, Divan-ı Hümayun, Adalet Kulesi, mutfak binaları gibi önemli yapılar bulunur. İmparatorluğun yönetildiği Divan-ı Hümayun, padişahın özel mekanı olan harem ve ziyaretçilerin büyük ilgi gösterdiği Kutsal Emanetler Odası, sarayın en dikkat çekici kısımları arasındadır​​.

Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle 1924 yılında halka açılan Topkapı Sarayı, bugün bir müze olarak ziyaretçilere ev sahipliği yapmaktadır. Müze, Osmanlı hanedanının özel üretilmiş kıyafetleri, Türk mücevher işçilikleri, som altından yapılmış eşyalar, Topkapı hançeri, merasim fenerleri ve kutsal emanetler gibi değerli koleksiyonları barındırmaktadır​​.

Günümüzde, UNESCO Dünya Mirasları Listesi’ne giren İstanbul’un tarihî yarımada içerisindeki tarihi eserlerin başında gelen Topkapı Sarayı, büyük turist kitlelerini kendine çeken bir müze olarak hizmet vermeye devam etmektedir​​.

5. Aya İrini Kilisesi

Aya İrini Kilisesi, İstanbul’un en eski ve tarihi açıdan önemli yapılardan biridir. İlk olarak 4. yüzyılda Büyük Konstantin tarafından inşa edilen bu yapı, kutsal bir barış sembolü olarak kabul edilir. Azize İrini’nin hikayesiyle de ilişkilendirilen Aya İrini, birçok kez yeniden inşa edilmiş ve çeşitli doğal afetlere maruz kalmıştır​​​​.

Aya İrini’nin tarihi ve mimari özellikleri, onu sadece İstanbul’un değil, dünya mirasının da önemli bir parçası haline getirmiştir. Topkapı Sarayı’nın birinci avlusunda yer alan bu eski kilise, mimarisi ve içerisinde barındırdığı tarihiyle ziyaretçilere benzersiz bir deneyim sunar. Müze, Topkapı Sarayı ile birlikte ziyaret edilebilir, ancak Müze Kart’ın geçerli olmadığını unutmamak gerekir. Ziyaret saatleri ve daha fazla bilgi için millisaraylar.gov.tr web sitesini ziyaret edebilirsiniz​

6. İstanbul Arkeoloji Müzeleri

İstanbul Arkeoloji Müzeleri, dünya çapında tarih ve müzecilik alanında önemli bir yer tutan, Türkiye’nin ilk müzesi olarak kabul edilen ve bir milyondan fazla eseri bünyesinde barındıran bir müze kompleksidir. Bu kompleks; Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk Müzesi olmak üzere üç ana birimden oluşmaktadır​​​​.

Osman Hamdi Bey liderliğinde ve Alexandre Vallaury’nin mimarlığında inşa edilen bu müzeler, Sidon Kral Nekropolü Kazıları gibi önemli arkeolojik buluntuların sergilenebileceği bir alan ihtiyacından doğmuştur. Müzenin kuruluşu 13 Haziran 1891’e dayanır ve günümüze dek birçok önemli eseri ziyaretçilere sunmaktadır. Aralarında İskender Lahdi, Ağlayan Kadınlar Lahdi ve Tabnit Lahdi gibi dünyaca ünlü eserler de bulunmaktadır​​.

Müzede sergilenen eserler arasında, Arkaik Dönem’den Roma Dönemi’ne kadar uzanan Antik Çağ heykelleri, Sidon Kral Nekropolü’nden gelen lahitler ve Anadolu’nun sütunlu lahitleri gibi birçok döneme ait değerli parçalar yer almaktadır. Ayrıca, “İstanbul’un Çevre Kültürleri”, “Thrakia-Bithynia ve Bizans” gibi farklı bölümlerde, Anadolu ve çevresindeki kültürlere ait eserler de ziyaretçilere sunulmaktadır​​.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri, pazartesi günleri hariç yaz ve kış dönemlerinde ziyarete açık olup, bilet fiyatları ve ziyaret saatleri gibi detaylı bilgiler için resmi web sitelerinden ya da doğrudan müze ile iletişime geçerek en güncel bilgilere ulaşabilirsiniz​​. Müzenin bünyesinde bir milyon eser olduğu uzmanlar tarafından belirtilmiş olup, tarih meraklıları için vazgeçilmez bir zenginliğe sahiptir.

7. Yerebatan Sarnıcı

Yerebatan Sarnıcı, İstanbul’un en etkileyici tarihi yapılarından biridir. Bizans İmparatoru I. Justinianus döneminde, yaklaşık 532 yılında inşa edilmiştir. Bu devasa yer altı su deposu, yaklaşık 10.000 metrekarelik bir alana yayılmakta, 140 metre uzunluğa ve 70 metre genişliğe sahiptir. Sarnıç, 336 sütunla desteklenmektedir ve bu sütunlar arasında dört metre seksen santimetrelik aralıklar bulunur. Her bir sütunun yüksekliği yaklaşık dokuz metredir ve çoğu tek parça mermerden yapılmıştır​​​​.

Sarnıcın en ünlü özelliklerinden biri, bazı sütunların altında yer alan iki Medusa başıdır. Bu başların neden orada olduğu ve nasıl geldiği hala tam olarak bilinmemektedir. Bu gizem, çeşitli efsanelerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Medusa, Yunan mitolojisinde, bakışlarıyla insanları taşa çevirebilen bir Gorgon’dur. Efsanelere göre Medusa’nın başları, sarnıcı kötü ruhlardan korumak amacıyla konmuş olabilir​​.

Sarnıcı ziyaret etmek isteyenler için ulaşım, T1 Kabataş-Bağcılar tramvay hattı kullanılarak Sultanahmet durağından kolayca gerçekleştirilebilir. Giriş ücretleri ve ziyaret saatleri hakkında en güncel bilgilere sahip olmak için resmi web sitelerinden veya müze ile iletişime geçerek bilgi alınabilir.

8. Kapalıçarşı

Kapalıçarşı, İstanbul’un tarihî yarımadasında yer alan ve dünyanın en eski ve en büyük kapalı çarşılarından biri olarak kabul edilen eşsiz bir yapıdır. 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmaya başlanmış olan çarşı, ticaretin kalbi olarak gelişmiştir ve günümüze kadar birçok restorasyondan geçmiştir. Kapalıçarşı, yaklaşık 30.700 metrekare alanda, 66 sokağı, 4.000 kadar dükkânı ile adeta bir şehri andıran karmaşık bir yapıya sahiptir​​.

Çarşının mimari özellikleri, dönemin sanatsal ve mimari anlayışını yansıtan Cevahir ve Sandal bedestenlerinden oluşan iki ana bölümden ibarettir. Bu bedestenler, kubbelerle örtülü olup, çarşının kalbini oluşturur. Cevahir Bedesteni, değerli eşyaların satıldığı merkezi bir nokta olarak, Sandal Bedesteni ise özellikle tekstil ürünlerinin satışında önemli bir yer tutar​​​​.

Günümüzde Kapalıçarşı, eski ihtişamının izlerini korumakla birlikte, birçok değişikliğe uğramıştır. Çarşı içindeki dükkanlar fonksiyon değişikliğine uğramış olup, önceden belirli meslek gruplarına ait olan sokaklar artık sadece isim olarak kalmıştır. Kapalıçarşı’nın mimarisi ve iç düzeni, ziyaretçileri için hala büyük bir merak konusudur ve çarşı, yerli ve yabancı birçok turist tarafından ziyaret edilmektedir​

9. Gülhane Parkı ve Gülhane Parkı Sarnıcı

Gülhane Parkı, İstanbul’un Fatih ilçesinde, Topkapı Sarayı’nın yanında yer alır ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde sarayın dış bahçesi olarak kullanılmıştır. Park, Türk tarihinde demokratikleşmenin ilk somut adımı olan Tanzimat Fermanı’nın okunduğu yer olmasıyla da önemlidir. 1912 yılında halka açılan park, bugün çeşitli ağaçlarla kaplı, yaklaşık 163 dönümlük geniş bir alana yayılmaktadır ve içinde çocuk bahçesi, dinlenme yerleri, Aşık Veysel heykeli gibi çeşitli yapılar bulunur​

Gülhane Sarnıcı, İstanbul’un tarihî ve kültürel mirasını yansıtan bir anıttır ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bu tarihi yapıyı koruma ve canlandırma çabaları sayesinde, İstanbul’un tarihini gelecek nesillere taşıma amacını yansıtmaktadır​

Gülhane Parkı içinde yer alan bir diğer tarihî yapı ise Gülhane Sarnıcı’dır. Bu sarnıç, M.S. 5.-7. yüzyıllar arasında Bizans döneminde inşa edilmiş ve dikdörtgen plana sahip olup, boyutları yaklaşık 18 m x 12 m olarak ölçülmektedir. İçerisinde toplamda 12 adet sütun bulunur. Osmanlı İmparatorluğu döneminde sarayın su ihtiyacını karşılamak amacıyla kullanılmış olan sarnıç, 1912 yılında Gülhane Parkı’nın halka açılmasıyla keşfedilmiştir. Uzun yıllar boyunca atıl durumda kalan bu tarihi yapı, günümüzde İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından sanat etkinliklerine ev sahipliği yapacak şekilde restore edilmiş ve modernize edilmiştir​

10. Türk ve İslam Eserleri Müzesi

Türk ve İslam Eserleri Müzesi, İstanbul’un Fatih ilçesinde, Sultanahmet Meydanı’nda yer alan ve İslâm sanatı eserlerini topluca sergileyen ilk Türk müzesidir. Müze, 1914 yılında, Mimar Sinan’ın eserleri arasında bulunan Süleymaniye Camii külliyesindeki imaret binasında “Evkaf-ı İslâmiye Müzesi” adı altında kurulmuştur. İstanbul’daki müzeler içinde özel bir yere sahip olan bu müze, Osmanlı İmparatorluğu döneminde açılan son müze olma özelliğini taşır​​.

Müzenin koleksiyonları arasında, keramik ve cam eserler, maden sanatı örnekleri ve etnografik parçalar bulunmaktadır. Keramik ve cam bölümünde, Erken-İslâm Dönemi’nden başlayarak, Anadolu Selçuklu ve Beylikler Dönemi, Osmanlı çini ve keramik sanatına kadar uzanan geniş bir yelpazede eserler sergilenmektedir. Maden Sanatı Bölümü, Büyük Selçuklu İmparatorluğu ve Anadolu Selçuklu döneminden başlayıp, 19. yüzyıla kadar uzanan, gümüş, pirinç, tombak gibi malzemelerden yapılmış eserleri içerir. Etnografya Bölümü ise, Anadolu’nun çeşitli bölgelerinden toplanmış halı-kilim tezgâhları, dokumalar, yün boyama teknikleri gibi halk sanatı örneklerini ve yöresel kostümler, ev eşyaları gibi etnografik eserleri barındırır​​.

Müze, İbrahim Paşa Sarayı’nda yer almaktadır. Saray, 1524 yılında Pargalı İbrahim Paşa için inşa edilmiş ve zamanla müzeye dönüştürülmüştür. Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nin koleksiyonları arasında İslam kaligrafisi, çini, halılar ve çeşitli kültürlere ait etnografik sergiler yer alır. Bu sergiler, farklı dönemlerden ve bölgelerden odaları veya konutları yeniden oluşturarak ziyaretçilere sunulmaktadır​​.

Müze, 1984 yılında Avrupa Konseyi tarafından verilen “Yılın Müzesi” yarışmasında Özel Jüri Ödülü’nü kazanmış ve UNESCO tarafından da ödüllendirilmiştir. Bu ödüller, müzenin çocuklara kültürel mirası sevdirmek için yaptığı çalışmaları takdir etmektedir. Türk ve İslam Eserleri Müzesi, İslam sanatının çeşitli dönemlerinden ve türlerinden seçkin eserlere ev sahipliği yapmasıyla, Türk ve İslam sanatı uzmanları ve meraklıları için vazgeçilmez bir kaynaktır​

11. Binbirdirek Sarnıcı

Binbirdirek Sarnıcı, İstanbul’un Sultanahmet semtinde yer alır ve Bizans İmparatorluğu döneminden kalma en büyük ikinci sarnıçtır. İmparator I. Konstantin tarafından 4. yüzyılda yaptırılan bu tarihi yapı, 64 x 56,40 metre ölçülerinde ve 224 sütunlu bir alana sahiptir. Ancak günümüze 212 sütunu ulaşabilmiştir. Sarnıcın inşası, su ihtiyacını karşılamak üzere yapılmıştır ve sütunların üzerindeki piramit biçimindeki başlıklarla dikkat çeker​​.

Binbirdirek Sarnıcı, yaklaşık 9.800 metrekarelik geniş bir alana yayılmakta ve sütunları 9 metre yüksekliğinde olup, Bizans dönemine özgü farklı tarzlarda dekore edilmiş sütun başlıklarına sahiptir. Dikdörtgen bir plana sahip olan sarnıç, İstanbul’un su depolama ihtiyacını karşılamak amacıyla inşa edilmiştir ve sütunlar arasında geniş bir alanı kaplayan tonozlarla örtülmüştür. Sarnıç içerisinde modern aydınlatma sistemleri kullanılmakta ve ziyaretçiler için estetik bir görünüm sunmaktadır​​.

Tarihi kaynaklara göre, sarnıç Bizans İmparatoru I. Justinianus döneminde, 6. yüzyılda inşa edilmiştir ve İstanbul’un su ihtiyacını karşılamak için yapılan birçok yapıdan biridir. Binbirdirek Sarnıcı, konum itibarıyla Sultanahmet Meydanı’nın batısında yer alır ve Osmanlı döneminde ipek atölyesi olarak kullanılmıştır. Restorasyon ve onarım çalışmalarından sonra günümüzde çeşitli organizasyonlara ev sahipliği yapmakta ve turistler için önemli bir ziyaret noktasıdır​

12. Hürrem Sultan Hamamı

Hürrem Sultan Hamamı, Osmanlı İmparatorluğu’nun en önemli mimarı Mimar Sinan tarafından, Kanuni Sultan Süleyman’ın eşi Hürrem Sultan’ın isteği üzerine 1556-1557 yıllarında inşa edilmiştir. İstanbul’un Sultanahmet bölgesinde, Ayasofya ile Sultanahmet Camii arasında yer alan bu tarihi hamam, Osmanlı hamam mimarisi içerisinde plan ve mimari özellikleri bakımından özel bir yere sahiptir. Hamam, kadın ve erkek bölümlerinin birbirinin ayna görüntüsü olarak aynı eksen üzerine inşa edilmesiyle Türk hamam mimarisinde bir yenilik getirmiştir​​​​.

Hürrem Sultan Hamamı’nın planı, erkekler ve kadınlar kısmının aynı aks üzerinde fakat ters yönde yerleştirildiği uzunlamasına gelişen bir plan türünü barındırır. Bu, Mimar Sinan’ın denediği ve sonrasında vazgeçtiği çok seyrek bir plan tipidir. Yapı, Osmanlı hamamlarının genelinde görülen, külhan kısımlarının ortak olduğu ve erkekler kısmının daha büyük olarak ele alındığı yaygın tipin dışında bir yapı gösterir​​.

13. Arasta Çarşısı

Arasta Çarşısı, İstanbul’un Sultanahmet bölgesinde, Sultanahmet Camii’nin güneydoğusunda yer alır ve ziyaretçilere tarihi bir alışveriş deneyimi sunar. II. Murat döneminde Mimar Davut Ağa’ya yaptırılan bu çarşı, 256 metre uzunluğunda ve 73 kemerlidir. İçerisinde iki yanda toplam 124 dükkân bulunur ve geçmişte ‘Kavaflar Çarşısı’ olarak da bilinirdi. Çarşının altında yer alan Büyük Saray Mozaikleri Müzesi, geçmiş hakkında bilgi edinmek için mükemmel bir yerdir. Günümüzde ise çarşı, çeşitli turistik ürünler satan dükkanlara ev sahipliği yapmaktadır ve camilere gelir sağlama amacı taşımaktadır​​​​.

Çarşıyı ziyaret ederken pazarlık yapmayı unutmamanız önerilir. Çeşitli el yapımı halılar, kilimler, İznik çinileri gibi ürünlerin yanı sıra, fayans, kıyafet, valiz, anahtarlık, buzdolabı magneti ve “İstanbul” yazan şapkalar gibi birçok turistik hediyelik eşya da bulabilirsiniz. Pazarlık, Arasta Çarşısı’nda alışverişin ayrılmaz bir parçasıdır ve ziyaretçilere alışılmadık bir deneyim sunar. Alışveriş yaparken keyifli zaman geçireceğinizden ve bu tarihi atmosferi yaşayacağınızdan emin olabilirsiniz​

14. Caferağa Medresesi

Caferağa Medresesi, Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Babüssaade ağalarından Cafer Ağa tarafından, 1559 yılında ünlü Osmanlı mimarı Mimar Sinan’a yaptırılmış bir yapıdır. Yapıldığı dönemden bu yana birçok onarım geçirerek günümüze ulaşan medrese, şimdilerde Türk Kültürüne Hizmet Vakfı tarafından restore edilmiş ve bir sanat merkezi olarak hizmet vermeye başlamıştır​​.

Caferağa Medresesi, İstanbul’un tarihî Sultanahmet bölgesinde yer alır ve özellikle geleneksel Türk sanatlarına odaklanmış 15 farklı sanat atölyesi, geniş bir salon ve huzur veren bir avlu içerir. Çini sanatından ebru sanatına, hat sanatından seramik sanatına kadar birçok farklı alanda eğitimler verilmekte ve bu eğitimler sonunda ortaya çıkan eserler sergilenmektedir. Medrese, geleneksel Türk sanatlarını tanıtmak, öğretmek ve yeni nesillerin bu sanatlara ilgisini çekmek amacıyla düzenlenen atölye çalışmalarıyla, sanatın tarihi mekânda hayat bulduğu bir merkez haline gelmiştir​​.

Mimar Sinan’ın imzasını taşıyan bu tarihi yapı, içerisinde barındırdığı sanat atölyeleriyle geleneksel Türk sanatları konusunda eğitimler vermektedir. Bu eğitimler, Osmanlıca’dan hat sanatına, ebru ve vitraydan tezhip ve resme kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Ud, bağlama ve ney gibi müzik aletleri için de sınıflar bulunmaktadır. Caferağa Medresesi, geleneksel Türk sanatlarının öğretilmesi ve tanıtılması konusunda önemli bir role sahiptir ve her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilmektedir​​.

Medresenin girişi ücretsiz olup, 09:00-18:00 arası ziyaretçilere açıktır. Pazartesi günleri ise ziyarete kapalıdır. Mimari özellikleri arasında, 15 odaya ve bir büyük salona sahip olması, odalarının büyük bir kısmının kubbe ile örtülü olması ve medresenin kurşunla kaplı üst örtüsü bulunmaktadır. Ayrıca, medresede seramik ve mozaik süslemeler de yer almaktadır​

15. Küçük Ayasofya Camii

Küçük Ayasofya Camii, Bizans İmparatoru I. Justinianus ve karısı Theodora tarafından 527-536 yılları arasında inşa edilmiş, daha sonra 1497’de camiye dönüştürülmüştür. İstanbul’un en eski Bizans yapısıdır ve mimarisiyle dikkat çeker. Bahçesinde, Hüseyin Ağa Medresesi bulunur ve yapı, 1836 ve 1956’da onarımlardan geçmiştir. Bu camii, I. Justinianus’un idamdan kurtulmasının ardından Aziz Sergius ve Aziz Bacchus’a şükran borcunu ödemek amacıyla yaptırdığı bir adak kilisesidir​

16. Çemberlitaş Hamamı

Çemberlitaş Hamamı, İstanbul’un tarihi kalbinde yer alan ve Mimar Sinan’ın eseri olan bir Türk hamamıdır. 1584 yılında Nûrbânû Sultan tarafından yaptırılmış, geleneksel Türk hamamı hizmetlerinin yanı sıra çeşitli masaj ve bakım hizmetleri sunmaktadır. Bu tarihi yapı, günümüzde de ziyaretçilerine benzersiz bir deneyim yaşatmaya devam ediyor​​.

17. Büyük Saray Mozaikleri Müzesi

Büyük Saray Mozaikleri Müzesi, Doğu Roma Büyük Sarayı’nın revaklı avlusunun kuzeydoğu bölümünde bulunan ve 1935’te kazılarla ortaya çıkarılan mozaikleri sergiliyor. Müzedeki eserler M.S. 450-550 yılları arasına tarihlenir ve günlük hayat, doğa ve mitolojiden sahneler içerir. Müze, Sultanahmet Camii’nin Külliyesi’nde Arasta Pazarı içinde yer alır ve sadece 180 metrekarelik bir alanı kapsar. 1953’te İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ne, daha sonra Ayasofya Müzesi’ne bağlanmış ve 1982’de restorasyona uğramıştır​​.

18. Soğukçeşme Sokağı

Soğukçeşme Sokağı, İstanbul’un Sultanahmet semtinde, Ayasofya ile Topkapı Sarayı arasında yer alır. Sokağın adı, III. Selim döneminden kalan 1800 tarihli bir Türk çeşmesinden gelmektedir. Sokağın restorasyonu, yöreyi turizme ve kültürel etkinliklere uygun hale getirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Sokağın yeniden düzenlenmesinde, geleneksel Türk evi özelliklerine uygun olarak ahşap kullanımı ön plana çıkmıştır. Soğukçeşme Sokağı, İstanbul’un tarihi ve sosyokültürel önemine katkıda bulunan bir yer olarak kabul edilir​​.

19. Haseki Hamamı

Haseki Hamamı, İstanbul’da Ayasofya ile Sultanahmet Camii arasında konumlanmış, Mimar Sinan tarafından Hürrem Sultan’ın isteği üzerine 1556-1557 yıllarında inşa edilmiştir. Klasik Osmanlı hamamları üslubunda yapılmış ve çifte hamam olarak tasarlanmıştır. Kadınlar ve erkekler için ayrı bölümler aynı eksen üzerinde yer alır. Hamam, 1910 yılına kadar aktif kullanılmış, daha sonra uzun süre kapalı kalmıştır. Restorasyondan geçerek günümüzde hamam olarak hizmet vermektedir​​.

20. İbrahim Paşa Sarayı

İbrahim Paşa Sarayı, Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1520 yılında, damadı ve veziri İbrahim Paşa’ya hediye edilmiş ve Mimar Sinan tarafından onarılmıştır. Sultanahmet’te, At Meydanı kenarında yer alır ve günümüzde Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak hizmet vermektedir. Sarayın tarihi ve mimari özellikleri, Osmanlı döneminin önemli kişilerinin yerleşim merkezi olmasıyla dikkat çeker​​.

Sultanahmet’te Yemek Yenecek Yerler:

Sultanahmet, tarihi ve turistik açıdan İstanbul’un en önemli semtlerinden biri. Ayasofya, Topkapı Sarayı ve Sultanahmet Camii gibi ikonik yapılara ev sahipliği yapan bu semt, lezzet durakları açısından da oldukça zengin. Tarihi atmosferin lezzetiyle buluşmak için Sultanahmet’te yemek yenecek en güzel yerleri sizler için derledik.

Köfte ve Kebaplar:

·         Tarihi Sultanahmet Köftecisi Selim Usta: 1920’den beri köfte severleri mest eden bu tarihi köfteci, Sultanahmet’in klasik lezzetlerinden biri.

·         Beyti: Kebap ve et severler için ideal bir mekan olan Beyti, lezzetli kebaplarının yanı sıra manzarasıyla da büyülüyor.

Osmanlı Mutfağı:

·         Asitane Restaurant: Osmanlı mutfağının en lezzetli örneklerini sunan Asitane Restaurant, tarihi atmosferi ve şık sunumuyla da göz kamaştırıyor.

·         Hünkar Restaurant: Saray mutfağının lezzetlerini tatmak için Hünkar Restaurant’ı tercih edebilirsiniz.

Deniz Ürünleri:

·         Tarihi Sultanahmet Balıkçısı: Taze deniz ürünlerinin ve mezelerin tadına bakmak için Tarihi Sultanahmet Balıkçısı’na uğrayabilirsiniz.

·         Kıyı Restaurant: Boğaz manzarası eşliğinde lezzetli deniz ürünleri yemek için Kıyı Restaurant’ı tercih edebilirsiniz.

Tatlı:

·         Havva Restaurant: Yemeğinizi tatlıyla taçlandırmak için Havva Restaurant’ın lezzetli baklavalarını ve künefesini deneyebilirsiniz.

·         Çiya Sofrası: Kahvaltı ve tatlı seçenekleri ile Çiya Sofrası, Sultanahmet’te keyifli bir mola vermek için ideal bir mekan.

Bunlara ek olarak:

·         Farklı bütçelere uygun seçenekler: Sultanahmet’te her bütçeye uygun yemek yenecek yer bulmak mümkün.

·         Vejetaryen ve vegan seçenekler: Artan talep doğrultusunda Sultanahmet’te vejetaryen ve vegan seçenekler sunan mekanlar da mevcut.

Sultanahmet’te yemek yenecek yerleri seçerken:

  • Mekanın yorumlarını ve puanlarını dikkate alabilirsiniz.
  • Menüyü ve fiyatları önceden inceleyebilirsiniz.
  • Rezervasyon yaptırmanız tavsiye edilir.

Sultanahmet’te lezzet dolu bir deneyim yaşayacağınıza eminiz!

  • Sultanahmet’te yemek
  • Sultanahmet’te restoran
  • Sultanahmet’te köfteci
  • Sultanahmet’te kebapçı
  • Sultanahmet’te balıkçı
  • Sultanahmet’te tatlıcı

Sultanahmet’te Otel Önerileri

Sultanahmet, tarihi ve turistik açıdan İstanbul’un en önemli semtlerinden biri. Ayasofya, Topkapı Sarayı ve Sultanahmet Camii gibi ikonik yapılara ev sahipliği yapan bu semt, her bütçeye uygun konaklama seçenekleri ile de ziyaretçilerini cezbediyor.

Tarihi ve Lüks Konaklama:

·         Four Seasons Hotel Istanbul at Sultanahmet: Lüks ve konforlu bir konaklama deneyimi için Four Seasons Hotel Istanbul at Sultanahmet’i tercih edebilirsiniz.

·         ÇemberlitaşHamamı Hotel: Tarihi bir hamamın restore edilmesiyle oluşturulan Çemberlitaş Hamamı Hotel, eşsiz bir konaklama deneyimi sunuyor.

Uygun Fiyatlı Konaklama:

·         Hotel Sultanahmet Palace: Sultanahmet Camii’ne yakın konumda bulunan Hotel Sultanahmet Palace, uygun fiyatlı ve konforlu bir konaklama seçeneği.

·         Romance Istanbul Hotel: Aile işletmesi olan Romance Istanbul Hotel, samimi atmosferi ve güler yüzlü hizmetiyle öne çıkıyor.

Butik Oteller:

·         Armagrandi Spina: Tarihi bir binada hizmet veren Armagrandi Spina, modern ve şık tasarımıyla dikkat çekiyor.

·         Seven Hills Hotel: Boğaz manzaralı odalarıyla Seven Hills Hotel, romantik bir konaklama için ideal bir mekan.

Sultanahmet’te otel seçerken:

  • Bütçenizi ve ihtiyaçlarınızı göz önünde bulundurabilirsiniz.
  • Otelin konumunu ve ulaşım imkanlarını dikkate alabilirsiniz.
  • Otelin sunduğu imkanları ve hizmetleri inceleyebilirsiniz.
  • Otel yorumlarını ve puanlarını okuyabilirsiniz.

Sultanahmet’te unutulmaz bir konaklama deneyimi yaşayacağınıza eminiz!

  • Sultanahmet’te otel
  • Sultanahmet’te konaklama

 

 

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın